Şebnem Göksel Özer

Gökbilimciler, komşu bir yıldız sistemine hoş geldiniz mesajı göndererek uzaylıların yaşamıyla bağlantı kurmak için bir adım daha atmaya karar verdiler. Hesaplamalarına göre, 25 yıl içinde bir mesaj alabiliriz.
Mesajın hedefi Luyten’in yıldızı veya GJ 273; Canis Küçük Takımyıldızı’nda bulunan 12.4 ışık yılı uzaklıkta kırmızı bir cüce. Yörünge gezegenlerinden biri olan GJ 273b, şu anda yaşanabilir bir gezegen olduğu için en mükemmel aday. Yayını yapan Mesajlaşma Uzay-dışı İstihbarat (METI) Uluslararası organizasyonuna göre, uzaydan bir cevap gelebilirmiş! METI Başkanı Douglas Vakoch, New Scientist’te Dan Falk’a yaptığı açıklamada ise şu ifadelere yer vermiş; “Bence bu pek olası bir sonuç değil, ama hoş karşılanacak bir sonuçta olabilir.”
Geçen ay Norveç’teki Tromsø’deki radyo teleskobundan gönderilen iletim, matematik ve geometrimiz ile ilgili radyo dalgalarının nasıl işlediğine dair bir açıklama ve aynı zamanda Dünya’da zamanımızı nasıl tuttuğumuz hakkında öğretici bilgiler içeriyordu. Her şey, saniyede 125 kere atan iki alternatif frekanstan oluşan ikili bir sistemde bir araya getirildi. Toplam olarak, üç gün boyunca yaklaşık sekiz saat iletim gönderildi. Bu yeni mesaj, 1974 yılında gönderilen Arecibo mesajından tam 43 yıl sonra gönderilmiş oldu.
Yine de herkes, evrene ulaşan bu türlerin iyi bir fikir olduğunu kabul etmez.
Stephen Hawking, bu olayla sadece kendimize sorun çıkarttığımızı savunanlar arasında yer alıyor. SETI’nin baş bilim adamı Dan Werthimer ise, New Scientist’e verdiği demeçte,” Gökbilimcilerin ve SETI araştırmacılarının yüzde doksanı, METI’nin potansiyel olarak tehlikeli olduğunu düşünüyor ve bu iyi bir fikir değil “açıklamasında bulunuyor. Vakoch ve METI meslektaşları, yabancı yaşam çalışmalarında pasif bir şekilde dinlemenin bile varlığımızı ortaya çıkaracağını söylüyor; bu yüzden gizlemeye çalışmanın önemli olduğunu belirtiyor.
Sonuç olarak, birkaç on yıl boyunca bize geri dönecek birisi veya başka şey hakkında endişelenmemiz gerekmeyecek. METI gökbilimcileri, 21 Haziran 2043’te karşı bir cevap alınacağını düşünüyor.

 

Bir canlının düşündürdükleri…

Uzaydan uzaklaşarak, küçük Çanakkale’de bu hafta beni etkileyen başka bir konuyu biraz yazmak istedim. Malumunuz devlet hastanesinde fenalaşan bir köpeğe vatandaşların yardım ettiği haberi birçok yerde görüldü. Ama haberin devamı yine askıda kaldı. Bir canlı düşünün sevdiği kişiler tarafından sokağa terk ediliyor. Aç kalıyor, susuz kalıyor ama onları bulmak için durmadan yollarda zamanını geçiriyor. Ve sanki biliyormuşçasına gelip hastanenin önünde kendini bırakıyor. Hastalar kendi hastalığını bırakıp köpekle ilgileniyor. Yerde can çekişen bu canlı, o sevgi seli ve ilgiden sonra ayaklanıyor ve kuyruğunu sallamaya başlıyor. Çünkü sevdiği insanlar onu dışarı bıraktığından bu yana sevgiyi özleyen bu canlı, gözleri yaşlı bir şekilde tıpkı bir çocuk gibi seviniyor. Sonuç olarak adına boncuk denilen köpeğimiz, açlık ve susuzluğu giderildikten sonra barınağa götürüldü. Ama hala kalıcı bir yuva bulmuş değil, bu gidişle tekrar sokağa bırakılacak. Bu kadar hayvanseverin(!) olduğu bir şehirde, umarım bu canlı tekrar sokağa bırakılmaz. Bilim insanları her zaman uzaylılar hakkında ciddi araştırmalar yapıyor. Ama ben nedense içimizdeki uzaylıların incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira bu kadar yabancı ve bu kadar duygusuz bir insan ırkı, ne mantığa ne de vicdana kabul edilebilir gelmiyor. 25 yıl sonra gelen mesajda ben açıkçası “Merhaba Uzaylı” sözlerini duymayı bekliyorum…

Yorum Yazın

  • (yayınlanmayacak)